Haberler/Yazarlar/Mehmet YAZICI/Kelin de bir sahibi var!

Kelin de bir sahibi var!

9 Nisan 2026
Mehmet YAZICI Seçimlerin üzerinden çok uzun zaman geçti… Bu süre içinde Belediye Başkanları yeteneklerini ortaya koydu! Dahası yetenekliler, yeteneklerini, beceriksizler de beceriksizliklerini sergiledi diyebiliriz! *** Bu millet salak değil! Herkes olup biteni görüyor… Kim başarılı, kim koltuğunu dolduramıyor! Ayan beyan ortada… Ben söylemezsem de siz kimin ne olduğunu bilirsiniz! İki dakika düşünseniz, bizden daha iyi yorumlarsınız! *** Şimdi… Tekkeköy Belediyesi seçimin bittiği günden beri sancılı! Ağustosu da sayarsak, tam 5 aydır maaş ödeyemeyen belediye olur mu? Öyle ya, bu çalışanlar ne yer ne içer? Kimse bunun hesabını sormaz mı? *** Hal böyleyken, Tekkeköy Belediyesi sürekli olumsuz haberlerle anılıyor! Neden? Tekkeköy Belediyesi’nde hiç iyi şeyler olmaz mı? *** Yas günü, Matem tutulacakken kameralara karşı göbek atan bir belediye başkanı! Olmaz efendim, olmaz! *** İyi de birileri kalkıp bunu Başkan’a hatırlatmaz mı? “Başkanım, bunu yapmasanız iyi olur. Millet yanlış anlar. Malum ülke olarak yastayız” filan demez mi? Demezse yalnızsınız! Ve başınız dertte demektir! *** Ve nitekim Candal’ın kurduğu kadronun iyi bir kadro olmadığı gazeteciye yapılan saldırıyla bir kez daha anlaşıldı… Muhabire saldıranlar Başkanın makam otosunu kullanan şoförü ve gayrı resmi Satın Alma Müdürünün olduğu ortaya çıktı! Bu muydu sizin kadronuz! Bu kadar sürede bula bula bunları mı buldunuz? *** Başkan Candal’ın seçildikten sonra ziyaretine gittik, tebrik ettik… O gün bugün yüzünü gören cennetlik! *** Bir belediyeyi, Belediye Başkanını pazarlayan, piarını yapan, parlatan Basındır… Öncelikle kendi basın birimidir… Ve nitekim Başkan Mustafa Candal Tekkeköy Belediye Basın Müdürlüğüne öyle bir isim getirdi ki… Tekkeköy’ü de Başkan Candal’ı uçuracak bir isim… Tam isabet bir seçim… "Sonunda aranan kan bulundu! Helal olsun" dedim! *** Oktay Çakır ile düşünce olarak farklıyız... Olabilir… Ama belediyecilikte, basın konusunda Samsun’da bir eşini daha bulmak ne mümkün! Ona rağmen Çakır’dan bugüne kadar yararlanamadılar… Bu fırsatı kaçırdılar! Dahası, anlaşılan Çakır’ın kurumda değerini bilen de yok! O halde neden göreve getirdiniz? *** Kriz çözme konusunda acemisiniz! Acemi ne kelime, krizleri zaten siz yaratıyorsunuz! Yahu! Siz eşkıya mısınız? Gazeteciye saldırmak ne demektir! Siz, Samsun’u değneksiz köy mü sandınız? *** Bazı olayları, krizleri anında müdahale ederek belki çözersiniz! Büyümeden de kapatabilirsiniz! Ama Belediye meclisinin çalışmalarını haber yapmak için izleyen, görüntüleyen muhabire en yakın ekibinizle kafa göz dalarsanız bunun altında kalırsınız… *** Bir süre önce yine Samsun’da buna benzer bir olay yaşadık! Bu kez polis memurları bir gazeteciye orantısız güç kullandı… Her ne kadar Samsun’da medya olarak ayrı gayrı, dağınık gibi görünsek de bir gazeteci mağdur edildiğinde farklı düşünmeyiz! Çünkü olay sen ben olayı değil! Bu mesleki bir dayanışma refleksidir! Bu mesleki refleksin karşısında değil siz, Tepkisiz kalırsak biz bile duramayız! *** Kaldı ki, biz kimiz? Bizim üzerimizde de meslek örgütlerimiz var? Uluslararası Basın Meslek Örgütleri… Basın Konseyi arar, sorar… “Neler oluyor Samsun’da?” “Bu gazeteciler neden saldırıya uğradı?” “Siz gazeteciler cemiyeti olarak nasıl tepki verdiniz?” diye vallahi yakamıza yapışırlar! Öyle ya! Biz de yumurtadan çıkmadık! Kelin de bir sahibi var! *** Hikayeyi bilirsiniz: Vaktiyle saygın bir derviş berbere gider “Vur usturayı” der. Berber dervişin saçlarını kazımaya başlarken mahallenin kabadayısı içeri girer. Dervişin başının kazınmış tarafına sert bir tokat patlatarak “Kalk bakalım kel, kalk da tıraşımızı olalım” diye gürler! “Dövene elsiz, sövene dilsiz” olan, halktan gelen ve her şeyin Hak’tan geldiğine inanan derviş, sabreder! Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli kel ile alay eder… Nihayet tıraş biter, kabadayı berberden çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, Kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Kabadayı oracıkta feci şekilde can verir… Berber dervişe bakar, sorar: “Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?” Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir: “Vallahi ben hakkımı helal etmiştim. “Ama Gel gör ki, bu kelin de bir Sahibi var!” *** Demem o ki; Gazeteciler yalnız değildir! Onların da sahibi var! ***